ÇOCUK SÖYLENMEYENİ DUYAR, GİZLENENİ GÖRÜR

ÇOCUK SÖYLENMEYENİ DUYAR, GİZLENENİ GÖRÜR

 Araştırmalar insanların çocukları için hayallerinin,  “Çocuğumun mutlu olmasını istiyorum”, “Çocuğumun merhametli, nazik, düzgün bir insan olmasını istiyorum”,  “İyi bir hayat yaşasın istiyorum” şeklinde belli birkaç kategoride toplandığını gösteriyor. Deneyimlerimden biliyorum ki özellikle genç ebeveynler çocuklarının ezilmesinden, zorbalığa uğramasından korkuyorlar ve onları yetiştirirken nazik ve merhametli çocuk yetiştirmekle  “ezik” çocuk yetiştirmek arasında şaşkınlık ve tedirginlik içinde kalıyorlar. Oysa yine araştırmalar gösteriyor ki,  son kertede, bütün bu idealler birbirine bağlı.  Nazik ve merhametli olmak çocukların hem mutlu hem iyi bir hayata sahip olmasını sağlıyor. 

Neredeyse her ebeveyn için ortak denebilecek bir hatıra var: Bebeğin bir başka çocuk ağladığı için üzüldüğü o ilk an. Her ebeveyn, bu küçük insanın empati yeteneğiyle hayrete düşer ve duygulanır.  Oysa  bütün çocuklar empati yeteneğiyle doğarlar. Son zamanlarda çokça anılan bir araştırma var.  Laboratuvarda 6 ay civarındaki bebekler ve kuklalarla yapılan bu araştırmada, bebekler; kuklalar arasında yapılan kısa bir gösteriden sonra, diğer kuklalara karşı nazik ve yardımsever olan kuklalarla oynamayı seçiyorlar.  Aslında yardımsever insanlara yakın olmak ve yardımsever olmaya çalışmak biz insanların doğasında var.

Peki eğer insanlar, nezaket ve merhamet için doğuştan yetenekliyseler o zaman çocuklar arasında zorbalık, acımasızlık, alay etmek ve küçük düşürme neden bu denli yaygın?  Yine araştırmalara göre “çocuklar büyürken tanık oldukları dış etkenlerin hücumuyla tam zıddı yöne itiliyorlar.” Bu da bize her ne kadar merhamet ve anlayış için yetenekli doğmuş olsak da  bu duygusal yeteneklerin yetişkinlikte de sürmesini istiyorsak  onları bilinçli bir tercih yaparak   beslemeye ve uygulamaya devam etmemiz gerektiğini gösteriyor.

Çevre derken elbette bir çocuk için en etkili çevrenin ebeveynler ve okul olduğunu hatırda tutmalıyız.  Harvard Üniversitesi’nin Making Caring Common projesinden yapılmış araştırma  gösteriyor ki, “ergenlerin büyük çoğunluğun (%80)  hayat önceliklerini sıralarken  başarıya (atletik ya da akademik) mutluluk ve yardımseverlikten (%20)  daha çok değer veriyor. Benzer şekilde öğrenciler özgün değerlerini sıralarken de, tutarlı bir şekilde, çalışkanlığı dürüstlük ve yardımseverliğe tercih ediyorlar.”

Araştırmacıların bu konudaki kanaati; anne babalar  çocuklarında nezaket ve yardımseverliği başarıdan daha değerli bulduklarını söyleseler de, “çocuklar ebeveynlerin aslında başarıyı daha değerli bulduklarını hissediyor” yönünde.  Araştırmacılar bunu “söylem ve gerçeklik arasındaki boşluk” olarak adlandırmışlar. Başka bir deyişle biz yetişkinler nezaket ve yardımseverlik hakkında konuştuğumuz gibi yaşamıyoruz. Söylediğimizle yaptığımız/inancımız birbirinden farklı ve bu da çocukların o çok hassas detektöründen kaçmıyor.

İyi haber şu ki,  bu akış tersine çevrilebilir. Hem araştırmalar hem gerçek hayattan örnekler gösteriyor ki eğer nezaket ve empati (eş duyum) çocuklara erken çağlardan başlayarak örneklenirse, onlar bu tutumu benimseyip günlük hayat içinde okuldan başlayarak ileriye doğru sürdürüyorlar. Bu aslında çocuklarımızın bizim ne söylediğimizle değil, neye gerçekten inandığımız ve ne yaptığımızla daha ilgili olduğunu gösteriyor.

Yine araştırmaların verilerine göre eğer ebeveynler diğer insanların hisleri konusunda betimleyici, empatik bir dil kullanırlarsa daha bebeklik çağındaki çocukların bakış açısı edinmeleri mümkün oluyor. Empatinin temeli olan bakış açısı, basitçe, bir durumu ötekinin açısından görmektir. Aslında çok küçük çocuklar bu yeteneği edinecek zihinsel gelişmeyi dört yaşına kadar tamamlayamıyorlar fakat diğerlerinin duyguları hakkında öğretici konuşmalar daha erken gelişme için yardımcı oluyor. Anne-babaların empatilerini sözel anlatım yoluyla çocuğa  öğretmesi mümkün görülüyor.

Bunun yanında okullarda çocukların sosyal-duygusal gelişime odaklanan programlara dahil olması onların bencillik, zorbalık ve benzer  hareketlere kaymayarak  nezaket ve yardımseverlik yolunda ilerlemelerine destek oluyor. Bu tip programlar, çocukların merhameti kendi yaşıtları arasında örneklemelerine ve şefkat ve merhametin ruhsal faydalarına odaklanmalarına yardım ediyor.

Çocukların bu erken çağlarında  nazik ve merhametli davranışları için sık sık ödüllendirilmesi de, bu  hareketleri  destekleyip güçlendirerek hayat boyu sürecek bir alışkanlığa dönüştürüyor.

Çocuklar yeterli hayat tecrübesine sahip olmadıklarından arkadaşlık ve okul hayatında zorbalara misilleme yapmak onlara en iyi seçim gibi görünür. Biz yetişkinler,  nezaket ve merhametin hem onlara hem diğerlerine doğal faydalarını bizzat kendimizde örnekleyip açıkladıkça deneyim eksikliğini sözel olarak oluşturacağımız inançla kapayabiliriz.

Sayısız araştırma gösteriyor ki, okullarda nezaket ve anlayışla davranan çocuklar daha sevilen, mutlu ve çok daha az zorbalıkla karşılaşan çocuklar oluyorlar.

 

 

Uzman Kadromuzdan
Randevu Alın

Gönderiliyor...
Mesajınız Gönderildi. Kapat
Tekrar Deneyiniz. Kapat

Online Randevu

Sizi dinleyen ekibimiz her zaman yanınızda. Verdiğimiz hizmetlerden yararlanmak için hemen randevu alabilirsiniz.

Tel :
+90 531 258 48 43

E-Mail :
info@afinitepsikoloji.com